Sıfır bedenle gelen sorunlar
Sıfır bedene ulaşmak için yapılan diyetler kalp ritm bozukluklarına, tansiyon düşüklüğüne, kabızlığa, adet düzensizliklerine, kansızlığa, saç dökülmesine ve cilt kuruluğuna yol açıyor.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, güzelliğin “sıfır beden” anlayışına indirgenmesi, özellikle gelişme çağındakiler üzerinde psikolojik ve fizyolojik olumsuzluklar yaratıyor.
Yağmur damlaları yere çarpmadan önce dağılıyor
Yağmur damlalarının yere çarpma anlarını inceleyen araştırmacılar, sanılanın aksine damlaların yere çarpmadan önce dağılıp sıçradığını ortaya çıkardı.
Bir yüzeye çarpan yağmur damlacıkları ince bir tabaka haline gelir, ardından bir taç şekline gelen bir sıçrama yaşar.
Kablosuz ağ hırsızına boya engeli
Japon bilim adamları, kablosuz internet bağlantısı sinyallerini engelleyen duvar boyası icat etti.
Kablo karmaşasını yok ettiği ve maliyetleri düşürdüğü için gittikçe yaygınlaşan kablosuz internet bağlantıları, yetkisiz erişim sorununu da beraberinde getiriyor. Şifrelense bile “kırılabilen” ve bir anda tüm bir ağa yabancıların dolmasına neden olan kablosuz internet ağları artık daha güvenli bir hale gelecek.
Çözülemeyen sorunun yanıtı
İlköğretim kitabındaki mantık sınırlarını aşan tartışmalı matematik sorusunun aslında mantıklı bir cevabı varmış.
16 Ocak Cuma günü 'İlköğretim 3’üncü sınıf kitabındaki matematik sorusu mantık sınırlarını aştı' başlıklı bir haber geçilmişti...
TDK'dan yabancı sözcüklere Türkçe karşılık
Türk Dil Kurumu (TDK), medya çalışanları için ''Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu'' hazırladı. Kılavuzda idealist'in yerine ''ülkücü'', badminton'un yerine ''tüytop'', CD yerine ''yoğun disk'' kullanılması öneriliyor.
TDK’da en çok kriz sözcükleri arandı
Türk Dil Kurumu’nun internet sitesinden erişilebilen Genel Türkçe Sözlük’te, son 1,5 ayda en çok aranan kelimeler ekonomi terimleri ve Ergenekon soruşturmasında geçen sözcükler oldu.
2500 dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
Dünyada konuşulan 6 bin dilden 2500’ünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu belirtildi. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan dil sayısının en fazla olduğu yerlerin başında Hindistan geliyor.
Tekerleğin İcadı ve Önemi
Bütün çağların belki de en önemli mekanik icadı tekerlektir. Makinelerin çoğunda, saatlerde, yel değirmenlerinde ve buhar makinelerinde, ayrıca otomobil ve bisiklet gibi taşıtlarda tekerlekler ve tekerlek ilkesine dayanan çarklar vardır.
Elektronik cihazları kullanırken dikkat!
AÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Şükrü Özen, elektronik cihazları kullanılırken bazı kurallara dikkat edilmesi gerektiğini bildi
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Şükrü Özen, elektronik cihazların, yaydıkları elektromanyetik enerji nedeniyle kullanılırken bazı kurallara dikkat edilmesi gerektiğini bildirdi.
Ayağınızla büyüyen ayakkabı
Alman bilim adamları bir ayakkabı firmasıyla yürüttükleri ortak çalışmayla, büyüme çağındaki çocukların ayağıyla beraber büyüyen ayakkabı geliştirdiler.
Büyüme çağındaki çocukların ayakkabı masrafları her aile için gündeme gelen bir sorun kaynağı olmayı sürdürürken Alman bilim adamları sonu gelmeyen bu problemi kökünden çözdüler.
Toprağın sıcaklığıyla evinizi ısıtın
Artık evinizi çok daha ucuza ısıtabileceksiniz. Bu sayede doğalgaza ve kömüre verdiğiniz para yaklaşık %80 azalıyor.
Doğalgaza ve kömüre gelen zamlar, ısınmada farklı yolların geliştirilmesini beraberinde getiriyor. Bir artezyen kuyusu veya yerin 2 metre kadar altına döşenecek borularla evlerde kışın ısınma, yazın da soğutma yapılabiliyor.
Duyu organlarımız-Deri
Deri veya cilt, insanlar ve hayvanların vücutlarını kaplayan en üst katman olup, altında barındırdığı kas ve organları koruyan ve doku tabakalarından oluşan bir örtü sistemi organıdır. Bu tabakanın altında yağ tabakası vardır. Yağ tabakası vücudumuzu sıcak tutar ve darbelere karşı korur. Burada bulunan ter bezleri boşaltıma yardımcı olur.
Duyu organlarımız-Dil
Dil (lingua, tongue), Ağız içinde bulunan ve 5 duyudan "tad alma" yı gerçekleştiren kaslardan yapılmış organ. Ayrıca yiyecekleri çiğneme ve yutma işlemine yardım eder, insanlarda konuşmayı da sağlar.En çabuk kendini yenileyebilen organ olarak da tanınır.
Duyu organlarımız-Burun
Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organıdır .Arkadan yutağa bağlıdır. Burun boşluğunun içi epitel doku ile çevrilidir. Epitel dokuda koku reseptörleri ve mukus salgılayan goblet hücreleri vardır. Mukus burun boşluğunun ve kılların nemli kalmasını sağlar.
Duyu organlarımız-Kulak
Mekanoreseptörler bulunduran kulak, ses frekanslarını alarak duyu nöronlarına aktarır duyu nöronlarından alınan uyartıları uç beyindeki işitme merkezine iletir.
Kulağın yapısı 3 ana kısımda incelenir: Dış kulak, orta kulak ve iç kulak.
Duyu organlarımız-Göz
Suya şeffaf, elmaya kırmızı, ayvaya sarı, yaprağa yeşil, menekşeye mor diyebilmek için, yürürken duvara çarpmamak için, anne, baba ve arkadaşları simalarından tanımak için, Yemek yerken, su içerken, yazı yazarken, okurken ona ihtiyacımız vardır.
Endüstri Devleri: Mikroorganizmalar
En kısa tarifiyle biyoteknoloji, biyolojik sistemlerin endüstriyel amaçlı kullanılmasıdır. Yaşayan bir organizmanın kendisi veya bu organizmalardan üretilen enzim gibi biyolojik materyaller endüstriyel amaçla kullanılabilirler.
Kimlik Kartınızı Derinizde Taşımak İster misiniz ?
Son günlerde teknoloji dünyasında tartışılan yeni bir konu geleceğimizi ciddi biçimde etkileyecek bir değişimin eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. Artık, çok küçük elektronik devreler olarak bilinen çiplerin insanlara yerleştirilmesiyle yakından izlenme imkânına kavuşacağız!
İlk planda belirli hastalıkları olan insanlara takılacak çipler sayesinde, hasta olan yakınlarımızı sürekli olarak uydu aracılığıyla izleme imkânına sahip olacağız. Tabiî böyle bir uygulama son derece faydalı olabilir.
Sedefin hasarı azaltan özel yapısı
Süper-dayanıklı jet motorlarının pervaneleri için malzeme geliştirilmesinde, inciyi oluşturan sedefin yapısı taklit edilmektedir. Pek çok yumuşakçanın kabuğunun iç katmanlarındaki sedefin %95'i tebeşirdir; fakat tebeşirden 3000 kat daha dayanıklıdır. Sedefin bu sağlamlığını kompozit yapısına borçludur. Yapısı incelendiğinde 8 mikron (1 mikron: 10-6 metre) eninde ve 0,5 mikron kalınlığındaki mikroskobik plakaların tabakalar şeklinde düzenlendiği görülür.
Latince
Hint-Avrupa dil ailesine üye antik bir dildir. Roma imparatorlugunun resmi dili Latinceydi. Daha sonra, ortaçağada kiliselerde Latince kullanıldı. O zamanlar incil Latince olarak yazılırdı. Bu yüzden Latince sembolik olarak Vatikanda kullanılmaktadır.
Neden gıdıklanırız?
Gıdıklanmak rahatsız edici olduğu kadar eğlendiricidir de. Başkaları tarafından, hatta bazen dokunulmadan gıdıklanırız, ama kendi kendimizi gıdıklayamayız. Bazıları gıdıklanmaya karşı çok hassasken bazıları etkilenmez bile.
Bir insan gıdıklanınca, derinin yüzeyinde bulunan küçük sinir lifcikleri harekete geçer. Özellikle tüyle okşama, böcek yürümesi gibi olaylara hassas olan bu lifcikler, sinyalleri beyne gönderirler. Ancak araştırmacılar
Kanser
Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel addır.
• Kanser, genellikle kontrolden çıkan hücrelerin sürekli çoğalmalarıdır.
• Kanserler, malignant (kötü huylu) tümörlerdir; yani benign (iyi huylu) tümörlerin aksine başka dokulara sızma ve yayılma (metastaz) özelliği gösterir.
Kanserli hücreler neden sürekli bölünürler?
Balık bağırsakları asit dengesini koruyor !
Balıkların bağırsağı tüm denizlerde, okyanuslarda “asit dengesinin korumasını” sağlıyor.İngiltere’de Exeter Üniversitesi’nin yaptığı ve Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, balık bağırsağından salınan kalsiyum karbonat denizlerin asit dengesini koruyor.
Sanayi ürünlerinin neden olduğu atmosfer ısınmasına yol açan karbondioksit okyanuslarda asitin artmasına da neden oluyor. Bilim adamları balıkların bağırsağının doğanın dengesini korumaya çalışmasındaki önemini vurguluyor.
Biyoloji ve kimya uzmanı öğretim üyesi Dr. Rod W. Wilson’ın başkanlığındaki araştırmacılara göre tüm denizlerde tahmini toplam 2 milyar 50 milyon ton balık yılda 110 milyon ton kalsiyum karbonat üretiyor.
Dünya dönülemez yola doğru..
Uzmanlar, iklim değişikliğinin birçok sonucunun artık "düzeltilemez" noktada olduğunu, küresel ısınmanın üçüncü bin yıla kadar giderilmesinin mümkün olmadığını belirtti.
ABD Ulusal Bilim Akademisinin iklim araştırmacılarından Susan Solomon, "İnsanlar uzaya karbondioksit salımını durdurursak, iklimin 100 yıl, 200 yıl içinde normale döneceğini zannediyor, bu doğru değil" dedi.
Solomon, uluslararası bir ekibin iklim değişikliğinin "değiştirilemez" sonuçları hakkında hazırladığı raporun baş yazarı. Araştırma raporu, bugün Ulusal Bilim Akademisi dergisinde yayımlandı.
Ah bir verem mikrobu bulsak
Hayat,büyüklüğü kâinatla kıyaslandığında, rakamlarla ifade edilemeyecek kadar küçük bir gezegende var edilmiş. Bu küçük gezegenin, neredeyse hiçbir köşesi yok ki, üzerinde hayattan bir iz olmasın. Hayat her tarafımızda. O kadar ki, biz insanların bu hayatın büyük bir kısmından şikayetçi olduğumuz durumlar bile oluyor. Nasıl şikayetçiyiz derseniz anlatalım.
Canınız yerçekimi çekince....
Her ne kadar anlık eksikliği keyif verse de onsuz yapamayacağımız bir hediyedir bize yerçekimi… Arabamızla dik bir tümseği inerken, yüksek bir yerden suya atladığımızda, salıncakla sallanırken, veya paraşütü açmadan önce havada yüzerken hissedilen o garip ama çoğumuza güzel gelen his yerçekimi etkisinin kısa süre için bile de olsa üzerimizden kalkmasından kaynaklanır. Ama bu kısacık an bir şekilde uzatılırsa inanılmaz sonuçlar ortaya çıkar.
Alzheimer sadece basit bir unutkanlık mı?
Mürşide Hanım 61 yaşında bir kış gecesi yatağından kalkıyor, odanın ortasına kağıtları yığıyor, kibrit alıyor, ateş yakmaya çalışıyor. Kızı sesten uyanıp geldiğinde "Anne ne yapıyorsun, yangın çıkacak" dediğinde, anne şaşkın bir şekilde "Üşüdüm, ısınmaya çalışıyorum" diye cevap veriyor. Mürşide Hanım Alzheimer hastası ve ilerlemiş bir evrede. Nasıl ısınacağını unutmuş. Çocukluk dönemlerindeki ısınma şekli aklında kalmış.
Kuru kafadan insan yüzüne
Bir yüz inşa etmek için gerekli olan ilk şey, bir kurukafadır. Yüz, göz, dudak, yanak, kirpik, kaş, tebessüm gibi düzinelerce kavramla beraber hayalimizde canlanan ne kadar güzellik varsa, hepsi, korku filmlerinin gediklisi olan bu malzeme üzerine kurulur.
Küresel Isınmanın Yararları Var mıdır?
Daha yoksul olan güney ülkeleri ise zarar görme tehlikesi ile karşı karşıya
>Newsweek Dergisi'nin son sayısında yer alan habere göre, Norveç ve Finlandiya gibi ülkeler en şanslı grupta İklimdeki ısınma tarım sezonunu uzatmakla kalmayacak, ısının yükselmesi sayesinde çok daha uzun bir turizm sezonuna kavuşacaklar
>30-40 yıla kadar, Grönland tekrar tarih öncesinde olduğu gibi yemyeşil olabilecek
>En çok fayda sağlayacak olan ülkelerden biri de Rusya: Sibirya’nın donmuş tundraları bir tarım ve otlak alanı olma potansiyeline kavuşuyor
Ancak ekvator çevresindeki tarım alanları aşırı sıcaktan zarar görebilecek
Kyoto Protokolü
Kyoto Protokolü, küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadeleyi sağlamaya yönelik uluslararası tek çerçeve. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde imzalanmıştır. Bu protokolü imzalayan ülkeler, karbon dioksit ve sera etkisine neden olan diğer beş gazın salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa salınım ticareti yoluyla haklarını arttırmaya söz vermişlerdir. Protokol, ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını 1990 yılındaki düzeylere düşürmelerini gerekli kılmaktadır. 1997'de imzalanan protokol, 2005'te yürürlüğe girebilmiştir. Çünkü, protokolün yürürlüğe girebilmesi için, onaylayan ülkelerin 1990'daki emisyonlarının (atmosfere saldıkları karbon miktarının) yeryüzündeki toplam emisyonun %55'ini bulması gerekmekteydi ve bu orana ancak 8 yılın sonunda Rusya'nın katılımıyla ulaşılabilmiştir.