bakteri
Kimyasal Savaş
Bakteri veya virüslere göre daha tehlikelidir. Sinir gazı denen, 2. Dünya Savaşı öncesinde Almanlar tarafından keşfedilen G tipi (sarın, soman, tabun) ve İngilizler tarafından yeni böcek türleri araştırırken bulunan VX gibi organik fosfat bileşenleridir. Sinir hücreleri ve kas hücreleri arasında iletiyi sağlayan bir maddeyi etkisiz kılarak yaygın kas felcine, dolayısıyla solunum güçlüğü ve yetmezliğine neden olur.
Penisilinin İcadı
Penisilin, 1928 yılında Londra'da Sir Alexander Fleming tarafından Penicillium Notatum adlı küfte keşfedilen antibiyotik. Bu madde, ilk olarak 1911 yılında bir İskandinavyalı tarafından tanımlanmış olmakla beraber o yıllarda iyileştirici gücü bilinmemekteydi. 1945 yılında Fleming'le birlikte Nobel Ödülünü kazanan Oxford'lu Florey ve Chain, penisilinin kitle halinde elde edilebilmesini temin etmişlerdir.
St. Mary Hastanesi'nde danışman olarak çalışan ve Alexander Fleming'in hayatta kalan tek meslektaşı ünlü bilim adamının penisilini 1928 yılında bir rastlantı sonucu bulduğunu anlatmıştı.
Fleming bir deney üzerinde çalışırken muhtemelen laboratuvarın karşısındaki bardan uçup gelen bir küf mikroskoptaki lamın üzerine konmuştu.
Ebu Kasim Zehravi (936-1013m)
Avrupalı papazlar, 1163 tarihinde "Papazlar Meclisi"nde aldıkları bir kararla, tıpla ilgili bütün okulları kapattırmışlardır. Doktorlar birer sihirbaz ve yalancıydı. Doktorluk suçtu.
Tıp terimleri - B
Babinski bulgusu: Nörolojide çok önemli olan bir muayene testi. Ayak tabanının dış kenarı boyunca, ucu sivri bir cismin sürtülmesiyle ortaya çıkan normal refleks, Babinski bulgusunda ters yönde gerçekleşir.
BAC (bakteriyel yapay kromozom) :DNA parçacıklarını kopyalamakta kullanılan ve bir cins bakteride bulunan bir madde.
Bağışıklık: Belirli bir mikroorganizmaya karşı vücudun direncidir. Aktif ve pasif olmak üzere iki tip bağışıklık (immünite) vardır. Aktif immünite, hastalığın, çok hafif de olsa, bizzat geçirilmesiyle oluşur. Hastalığa neden olan organizmalar, vücutta antikor reaksiyonları uyandırırlar ve bu reaksiyonlar, bazı vakalarda, hayat boyu devam eder. Pasif immünite ise, antikor reaksiyonu uyandıracak nitelikte, fakat kuvveti azaltılmış veya değiştirilmiş olan mikropların vücuda aşılanmasıyla oluşur.
Ah bir verem mikrobu bulsak
Hayat,büyüklüğü kâinatla kıyaslandığında, rakamlarla ifade edilemeyecek kadar küçük bir gezegende var edilmiş. Bu küçük gezegenin, neredeyse hiçbir köşesi yok ki, üzerinde hayattan bir iz olmasın. Hayat her tarafımızda. O kadar ki, biz insanların bu hayatın büyük bir kısmından şikayetçi olduğumuz durumlar bile oluyor. Nasıl şikayetçiyiz derseniz anlatalım.
120 bin yıldır yaşayan bakteri
120 bin yıldır yaşayan bakteri
Pensilvanya Üniversitesi araştırmacıları, 120 bin yıldır Grönland buzulunun içinde yaşayan bir bakteri türü keşfetti.
TÜBİTAK tarafından yayımlanan Bilim ve Teknik Dergisi'nin Ağustos sayısındaki habere göre, araştırmacılar, Grönland buzullarının yaklaşık üç kilometre derininden çıkardıkları buz örnekleri içinde son derece küçük, bugüne kadar tanımlanmamış bir bakteri türü keşfetti.
Mikroorganizmaların harikulade marifeti:Yoğurt
İnsanoğlu bugün halen mikroorganizmaların tümünün kendisi için zararlı olduğu yanılgısına düşmektedir. Bugün mikroorganizmaların endüstriyel alanda kullanımını bir tarafa bırakacak olursak, ağzımızın suyu akarak yediğimiz yoğurt, sucuk, turşu vb. "fermente ürün" olarak bilinen çeşitli gıdaların oluşum sürecinde esas görevi, kendilerinden büyük işler başaran bu "küçük canlılar" üstlenmektedir.
Endüstri Devleri: Mikroorganizmalar
EN KISA TARİFİYLE biyoteknoloji, biyolojik sistemlerin endüstriyel amaçlı kullanılmasıdır. Yaşayan bir organizmanın kendisi veya bu organizmalardan üretilen enzim gibi biyolojik materyaller endüstriyel amaçla kullanılabilirler.
Biyoteknoloji, her ne kadar kelime olarak yeni olsa da, ekmek, yoğurt, peynir, sirke gibi ürünleri binlerce yıldır kullanılmaktadır. Eski ile yeni arasındaki fark ise artık bu ürünleri meydana getiren canlıların gözümüzle göremediğimiz küçük mikroorganizmalar olduğunun bilinmesidir.